"

‘El Nakışı’


El Nakışı

El Nakışı

Geleneksel sanatlarımız içerisinde kültürel değerlerimizin önemli bir parçasını oluşturan el nakışı, kuşaktan kuşağa gelişerek, çeşitlenmiş ve zenginleşmiştir.

Eski dönemlerde Türk evlerindeki eşyalar arasında  dokuma işleri büyük yer tutmaktaydı. Bunlar sandıklarda bir tür aile hazinesi olarak muhafaza edilir, nadiren ortaya çıkarılırlardı. Bir anlamda işlemeler törensi bir özelliğe sahipti. Genç kız ve kadınların elinden çıkmışlardı; o genç kız ve kadınlar ki, hiç denecek kadar az bir malzeme ile sadece el emeği göz nuru dökerek harikulade güzel ve değerli eserleri adeta yoktan var etmişlerdir.
         
Bu işlemelerin anlatım gücünü yalnızca teknik mükemmellik ya da başarılı kompozisyonla açıklamak yanlış olur; asıl bunları işleyenlerin coşkusu, kendilerini sözle anlatmalarına izin vermeyen bir toplumda duygularını, isteklerini, ümitlerini el işiyle dile getirmeleri, bu işlemelere güzelliğini verir.
         
Anadolu’yu dolaşan gezginlerden Braun-Wiesbaden bile, aslında politikayla ilgili olduğu halde şu tespiti yapmadan geçememiştir: “Türk kadınları bazı konularda gerçekten çok büyük beceri gösterirler. Mesela çok güzel işlemeler yaparlar. Haremlerde yapılan işlemelerin figürleri, renk kompozisyonu, her Avrupalının hayranlığını uyandırır; bu yeteneğin sadece arılarla karıncalarda olduğu gibi tıpkı kuşaktan kuşağa aktarılan bir içgüdüden kaynaklandığı iddiasına asla katılmıyorum; zira bir arı peteğini hep aynı şekilde yapar, oysa Türk kadınlarının işlemeleri öylesine büyük çeşitlilik ve anlamlı yeniliklerle doludur ki, bunların herhangi bir sanat duygusu olmaksızın yaratıldığı asla düşünülemez.”

Tarihlere damgasını vurmuş paha biçilemez güzelliklerin mimarı kültürümüz ve medeniyetimiz, ne yazık ki dejenere olmaya yüz tutmuş, yeni neslimizin ilgi alanından çıkmış, hiç akla gelmez olmuş ve bu ilgisizliğe inat Avrupa insanının araştırma konularının baş tacı olmuştur.

Oysa ki ne saf ne temizdir kültürümüzün eserleri; desenlerinde ve renklerinde neleri barındırır; ne aşkları, ne destanları, paha biçilemez onca anıyı… Bir çift nasırlı el, bir çift yorgun göz bütün bunların mimarıdır.Yaşanılan ve düşünülen acı tatlı her şeyin, desenlerin ışıltısında ileriki nesillere ışık tutma çabasıdır el nakışı

Monogram

Marka (Monogram)

Marka birkaç harfin birleşmesinden meydana gelen şekillerdir. Marka aynı zamanda bir süsleme sanatıdır. Sık dokunuşlu pürüzsüz bütün kumaşlar üzerine uygulanabilir. Marka işi ve ve giyim eşyaları üzerine(yatak takımları, şase, mendil, gömlek, bluz, eşarp) işlendiğ gibi, eşya sandıklarına, herhangi bir müessesenin özel bir simgesi olarak, sanat eserleri üzerine imza yerine kullanılır.
Markalar çiziliş tekniklerine göre 4 kısma ayrılır:
1-Düz çizgili markalar
2-Tırnaklı markalar
3-Japon tarzı markalar
4-Fantezi markalar
İngiliz Danteli (Dantel Anglez)

a)İngiliz danteli şeridi örme(tığ ile)
b)Yassı İngiliz danteli şeridi örme
c)Elle şerit örme

Biritler

PİKOLAR

İngiliz Danteli Ajurları

Beyaz İş

Beyaz İş (Sarma)

Klasik bir işleme tarzı ola beyaz iş, nakışın temelini oluşturur. Çok kullanışlı bir işleme tarzıdır. Önceleri beyaz kumaş üzerine, beyaz iplikle işlenmekteydi. Bu gün renkli kotonlarla renkli kumaşlar üzerine tatbik edilmektedir. Çeşitli örtüler, çay- yemek takımları, iç ve dış giyim süslemeleri vs.. de kullanılır. Beyaz iş pürüzsüz bütün kumaşlar üzerine yapılabilir. Keten, poplin, opel, patiska cinsi pamuklular; saten, tafta, birman gibi ipekliler.

Beyaz işi teknkleri:
a)İnce sarma
b)Sarma dolgusu
c)Puan
d)Yarma dolgu
e)Rişliyö
f)Ciğerdeldi
g)Kolber